18 Haziran 2008 Çarşamba

Öfkeli bir lider

Futbolla çok aram olmadığından Euro 2008 maçlarını takip etmiyorum. Ancak ister istemez, mesaj bombardımanından nasibimi alıyor ve günün başlıklarını okuyorum.


Bugünün gündem maddesi Fatih Terim olmuş.
Çek Cumhuriyeti maçının ardından düzenlediği basın toplantısını, sanki basın mensuplarını azarlamak üzere kurgulaması ve bu üslubun etkileri tartışılıyor.
Futbol konusunda ahkam kesemem. İletişimci olarak düşününce ise, bir liderin bu tip fevri çıkışlar yapmasını doğru bulmuyorum.

Yönettiğiniz bir takımdan öte, temsil ettiğiniz bir ülke varken hiç doğru bulmuyorum.

Ancak, futbol rüzgarı Terim'in ardından estiğinden, sokaktaki vatandaş Terim'in arkasında duruyor.
Hırvatistan maçında mucize gerçekleşmeyip son dakikalarda goller gelmezse Terim için Poyraz esmeye başlar.

Bu tip fevri çıkışlar yapan bir "lider"in oyuncusunun da benzer tavırlarda bulunması bizi şaşırtıp öfkelendirmemeli.
Etrafınızda bu tip bir yönetici altında çalışan ve agresif tavırlar sergileyen insanlara sinirlenmemelisiniz.
Etki-Tepki meselesidir.

Belki Fatih Terim doğru olanı yapıyordur.
Zira, benzer tavırlara sahip, "lider" sıfatı yakıştırılan başka bir örnek daha var.
Onun tavırlarını düşündükçe millet olarak "azar hazmetme" toleransımıza gülüyorum.
Ancak toplumda yarattığı tahribata da üzülüyorum...
Dipnot: "Susmak bazen en iyi cevaptır" derler. Belki bir süre susmak (iletişim açısından) ikisine de iyi gelebilir.

5 yorum:

Zafer dedi ki...

Fatih Terim'i birçok kişi gibi sevmem. Ancak dediğin gibi sorumlu olduğun sadece takımın değil, koskoca Türk milleti. Üstüne bir de basın faktörü eklenince, üzerinde baskıyı tahmin etmek zor olmasa gerek.

En iyisi, Fatih hocanın tavrından çok, başarıya odaklanalım.

Uğur Özmen dedi ki...

Şu "lider" konusu beni yıllardır düşündürür. Zavallı İsviçre, Giyom Tel'den bu yana hiç lider yetiştiremedi... Zavallı İsveç, en son Olaf Palme vardı... Oysa biz, pıtrak gibi lider yetiştiriyoruz... Yine de orası refah ülkesi, burası da... Bu işte bir yanlış mı var acaba...

Gelelim son dakikada saçmalayan oyuncuya. Lideri diyor ki "Türk gibi davrandı. Hakemin önünde yapmaması gerektiğini bilemedi." Yani, "hiç yapmaması gerektiği"nden bahsetmiyor, "hakemin önünde..." diyor. Lider mi dediniz? Çocuktaki potansiyel belli di mi?

Uğur Özmen dedi ki...

Nereden bildin "son dakikada goller gelmezse..." Aferin Eren

bilog dedi ki...

sokaktaki adam da istemiyor artık terim'i. tabi yenince "adamın bi bildiği varmış"'a dönüyor olay. öyle galibiyetler aldık ki unuttuk ilk başlarda terim'e ettiğimiz lafları. böyle bir durum var.


bir de ben bu basın toplantısı düzenleyip herkesi sıradan geçirme olayını anlamıyorum. ben gazeteci olacağım, fatih terim beni böyle azarlayacak. babam değilsin, allahım değilsin. kimsin? nasıl söylersin bu lafları bana?

kimse de sesini çıkaramıyor anlamıyorum. sesini çıkaramayanlar işini iyi yapmadığını düşünenler olmalı. işini iyi yaptığını düşünen yok mu içlerinde?

Pure Absinthe dedi ki...

Kimin isteyip kimin istememesi bence o kadar onemli degil. Onemli olan kurdugun takimla iletisimi o sekilde kurman. Soyle diyelim ki Fatih Terim'in kurdugu kadro cogunlukla kucuk yasta futbol'a baslayip Milli takim'i kendine hedef secmis cocuklar. Belki tas catlasa lise mezunu. Kucuklugunden beri bir hata yaptiginda azarlanmis, bagirilmis, cagirilmis bu cocuga. Belirli bir seviyeye geldikten sonra "Arda beycim.." ile baslayip bitirirseniz bu cocuk anlamaz. Cunku zaten alismis bagirilip cagirilmaya. Bu yuzden ki Fatih Terim sadece 'bagirip cagirabilecegi' elemanlari aliyor. Cogunlugun "Fatih Terim surekli arkadas oldugu futbolculari milli takim'a cagiriyor" demekle esit.