6 Haziran 2008 Cuma

Siyasal iletişim (ve değişim)

Bugün Habertürk'te Nuran Yıldız'ın yazısını okuduğumda aklıma, geçtiğimiz günlerde Origin of the Brands blogunda okuduğum başka bir yazı geldi.

OotB'de 3 senatörün seçim kampanya sloganları görseller üzerinden incelenmiş.


Lobi desteği, kapalı kapılar arkasında dönen dolaplar haricinde, yalnız iletişim boyutundan bakarsak, hangisinin iletişiminin daha başarılı yürütüldüğü konusunda rahatlıkla fikir sahibi olabiliyoruz.

McCain'de zaten bir vaat yok, Cumhuriyetçi cephenin öne sürecek adayı olmadığından ipi göğüsledi. Hillary slogan karmaşası yaşarken bir yandan da çok agresif bir şekilde Obama'ya çeşitli sözlü saldırılarda bulundu. Yetmedi, Obama'nın dini inançları - etnik kökeni hakkında başarısız spekülatif basın bildirilerinde bulundu ve kendi ipini çekmiş oldu (bu örnekte aklıma bizden, adını dahi anmak istemediğim bir siyasi geldi).

Obama, tek bir vaat üzerinden iletişimi yürüttü. Change. Basit, rakiplerin açıkları üzerinden iletişim yapmayan, ne söylediği ortada ve iletişim açısından her yere çekilebilecek bir slogan. Öyle ki, Obama'nın yaptığı bir konuşma derlenip şarkı yapıldı ve youtube'da viral video haline dahi geldi. Nihayetinde, şu an başkan adayı.


Siyasetimize baktığımızda, (alternatifsizliğimizin yanında) mesaj karmaşasını rahatlıkla görebiliyoruz. Toplum olarak iletişimde bu kadar zayıf olmamız, bizim, karizma yoksunu, konuşma yapmayı dahi beceremeyen siyasilerimizin oldukça işine geliyordur, ne dersiniz?

1 yorum:

Theblognote dedi ki...

Kesinlikle haklısın, ben her zaman basitliğin kazandığına inanırım. Tek mesaj verip tutarlı olmak ve o mesajın etrafında kampanyanı kurgulandırmak hem insanların zihnindeki kafa karışıklığını ortadan kaldırır, hem de doğru mesajın doğru şekilde verilmesine neden olur.