3 Haziran 2008 Salı

Perspektif değiştirmek işe yarayabilir

Geçenlerde bir dostum yakındı; "Şirkette anlamadığım işleri bana devrediyorlar!" diye.
Zaman zaman herkes bu tip durumlarla karşılaşabilir. Benim de başıma geliyor.

Bunun iki çözümü var;

  • Bu işi pas edecek bir başkasını bulup kendini kurtarmak,
  • Ya da bunu kabul ederek, öğrenmek için bir fırsat olarak görüp üstesinden gelmek.

Yapmak istemediğiniz ya da kabiliyetinizin dışında işler mi var?
Bunları "öğrenmek" için bir fırsat olarak görmeyi hiç denediniz mi?
Siz yukarıdaki çözümlerden hangisini uyguluyorsunuz?

5 yorum:

Uğur Özmen dedi ki...

Öğrenmek mi, o da ne?... Zaten her şeyi bilerek doğan, az da olsa bilmediklerini okulda öğrendiğini zannederek iş hayatına atılan kaplanlara mı?...

O zaman bahane uyduramayız, şikayet edemeyiz, iş başa kalır, filan, falan...

Zafer dedi ki...

Öğrenmeyi geçtim, ezikliğinden her tartışmada 6 senelik sözde(!) profesyonel iş hayatından bahseden, yeni elemanlarla kendinin bir tutulamayacağını dile getiren ve aynı zamanda, asistanı tarafından bilgi ezikliği yaşatılan yine sözde deneyimli çalışanlara hastayım, saygılarımı sunarım...

Eren Kumcuoğlu dedi ki...

Uğur Bey; Ben bu yorumdan sonra yazdığım yazının "ayakları yere basmayan bir önerme" olduğu kanısına vardım, yanılıyor muyum yoksa?

Zafer; Olur öyle şeyler arada sırada dostum, hoşgör, zamanı gelince üstüne basıp geçersin ;)

Aylin dedi ki...

Zaman zaman isi paslamak gibi sansi olmayabiliyor insanin. Boyle durumlarda da kendisini bir anda ne oldugunu bilmedigi bir dunyada buluveriyor ama inanin insan mecbur kalinca her seyi ogrenebilir ki bence ogrenme asamasi zevksiz olsa da o gunler gectikten sonra,eskiden hic bilmedigin konular hakkinda iki kelam edebilmek ya da bir sonraki isinde bir sekilde ihtiyac duyup da bundan faydalanmak guzel oluyor. Bizzat yasadigimi belirtmek isterim:)

Uğur Özmen dedi ki...

Söylediklerin DOĞRU. Üzerine ekleme yapacağım.

"Anlamadığımız işler" üstesinden gelindiğinde başarı hanemize ekleniyor. Kontrol alanımız da genişliyor. Aylin'in dediği gibi "bir sonraki işte basamak" durumunda oluyor. Dediğin gibi, "fırsat olarak görüp..." Aylin'e katılmadığım kısmı ise, bence "öğrenme aşaması da zevkli"... Öğrenmek, kendi içinde keyifli bir süreç.

Şahsen "denedim" üstelik fazlasını yaptım. Sürekli genişleyen bir sorumluluk alanım oldu.

Pazarlama yöneticisi olarak işimi daha iyi yapmak için IT'ye onların istediği gibi hazırlık dokümanı yazmayı öğrendim. Çalıştığım her şirkette IT'nin en iyi çalıştığı iş birimi yöneticisi oldum. (Bu devirde onlarsız yaşanmıyor, bari öğrenelim de keyfimiz artsın)

Benim üstteki yorumum, yeni nesil çoğunluğa... İş hayatı giderek "çok ilgi alanı" olan kişilere yöneliyor.

Basketbol'dan örnek vereceğim. Eskiden sadece iyi şut atan, iyi müdafa yapan, iyi top süren vb. oyuncular vardı. Sonra Michael Jordan geldi. Şimdi Kobe Bryant var. Giderek bunların sayısı artıyor.

İş hayatı da aynı şekilde 3 - 4 branşta iyi olanları istiyor. Genç iş arkadaşlarımın çoğunluğu, kendilerine yeni bir iş önerildiğinde, daha başından "başarısız olmaya karşı bahaneleri" düşünüyor. "Onu da başarırım" diyen, neredeyse yok.

Diğer yandan, her şeyi biliyormuş gibi de yapıyorlar. (Çelişki muazzam). Yönettiği yan ürünün kar-zarar tablosunu çıkaramayan "junior ürün yöneticisi" 1 - 2 yıl sonra bütün ürün grubunu yönetmek istiyor. Ama "önce şu işi kotar" dediğinde "ama benim finansman bilgim... muhasebeyi okulda da sevemedim... pazarlama ile muhasebe bir birine karşıt.. " demeye başlıyor. Ürün kar-zarar'ının muhasebe değil ilk okul düzeyinde matematik gerektirdiğini anlatamıyorsun.

Özetle, söylediklerin doğru, ama çoğunluk diğer yönde... Senin gibi düşünenler için iyi... Ciddi bir fark yaratacaksınız.