mc donalds etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mc donalds etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Kasım 2007 Çarşamba

Kurumsal kimlik şakaya gelmez

Bir de yerli işletmelerimiz bunu anlayabilse!

İsot Lahmacun, kendi yağında kavrulmaya ve "Türk işi fast-food" pazarında kendisine yer edinmeye (vizyon muhtemelen 1 numara olmaktır diye düşünüyorum) çalışan bir işletmemiz. Detaylı bilgiye b
uradan ulaşabilirsiniz.



Bu fotoğrafı, yemek için çıktığım bir öğlen İçerenköy Carrefour'da çektim. Karakter bende çağrışımdan fazla etki yarattı...



Bunlar tehlikeli sular. Bir karakterden esinlenmek olur, ancak birebir kopyalamak?
Haydi bana "kötü düşünüyorsun" deyin. Sonra da (fotoğraf kalitesi için üzgünüm) gözlere, kirpiklere, buruna, dişlere, ağıza, kollara, bacaklara, hatta ayakkabılara bakın diyorum.

Apaçık belli ki ya tanıdık vasıtasıyla yapılmış bir hayır işi, ya da uyanık yerel bir ajansımız karakteri direk olarak "çakmış". İkincisi zayıf bir ihtimal olsa dahi bunu anlayabilirim, ancak Sponge Bob gibi popüler bir karakteri kullanmak bana paraşütsüz atlayış yapmaktan beter geldi.

Firma da zaten bu konuda bir sıkıntı yaşamış olsa gerek, yeniden uyarlanmış benzer bir karakteri kullanmaya karar vermişler. Ancak, yine bir tutarsızlık sergiliyorlar...



Şimdi İsot'un karakteri buradakilerden hangisi? Ben altında "En şirin acı" sloganı olan ilk görseli daha fazla göz önünde buldum. Ancak, bir de bizi selamlayan şef karakteri mevcut. Belli ki İsot Lahmacun halen işin içerisinden çıkamamış. Kuruldukları 1996 yılından bu yana 12 seneye yakın süre geçmiş olmasına rağmen halen kendilerine bir kurumsal kimlik oluşturamamış olmaları beceriksizlikten mi yoksa bunu ciddiye mi almadılar bilemiyorum, ancak üzücü olduğu aşikar.

Ben ikincisi diyorum. Türk şirketleri, üzülerek söylüyorum, ürünün/hizmetin iyi olmasıyla satışların-büyümenin doğru orantıda büyüyeceğine inanarak üretim süreçlerine daha fazla değer verirken, kendi ismini cilalamak konusunda aynı özeni göstermiyor. Sonuçta böyle acaip, ortada kalmış, sahipsiz ya da kimliğini bulamamış işler görüyoruz. Kişisel düşüncem, İstanbul'da en iyi lahmacunu yiyebileceğiniz yerlerden birinin İsot olduğudur, ancak biraz daha pazarlamanın üzerine düşülse kendini daha fazla geliştirecektir.

Ben İsot Lahmacun'a lahmacun yemek istersem giderim. İsot Lahmacun'un menüsüne bakalım neler var;
-Lahmacun,
-Dürüm ve kebaplar,
-İçli köfte,
-Çiğ köfte,
-Pide,
-Künefe.

İçli köfte ve çiğ köfte aperatif olarak kalabilir desek (ki bence kalmasın), künefe de tatlı niyetine tutulsa, gerisi fazlalık olmuyor mu? Pide'nin, kebapların, firmanın ismi "İsot Lahmacun" ise o menüde ne işi var?

Kategorileri genişlettikçe markanın zihinlerde yarattığı algı zayıflıyor.
Ne kadar çabalarlarsa çabalasınlar, ben İsot Lahmacun'dan yalnızca lahmacun yiyeceğim.
Kebap mı? "X Kebap" isimli herhangi bir yer her zaman bana daha cazip gelecektir.

Tüketici de böyle düşünüyor! Şirketler uzmanlık alanlarını (özellikle de kurum olarak isimlerinde) belirtmişlerse kendi işlerine bakmalılar, diğer işleri de diğerlerine bırakmalılar.

Benzer yaklaşımı Hacıoğlu Lahmacun'da yapıyor, menüsünde et döner, piliç döner ve kahve olan bir "lahmacuncu" olarak faaliyet gösteriyor. Kahve içmek istesem, tercihim Kahve Dünyası ya da Starbucks olacaktır.
Menüyü daraltmak varken, genişletmek ve operasyon maliyetlerini artırmak niye?

Madem konu restoranlardan açıldı, bir de şu linkteki zincirleşme çabasındaki restorana göz atmanızı tavsiye ediyorum. Bu "Dönerci Ali Efendi" İçerenköy'de gözüme çarpmıştı, çok yeni bir şirket, henüz web sitesi dahi yok (olması lazım!), içeri girip menü'süne göz attım, operasyonunu, konumlandırmasını ve kurumsal kimliğini beğendim ve "Evet, burası dönerci" dedim. "Unrelated" tabir ettiğimiz hiç bir şey menüde mevcut değil.
Sonradan öğrendim ki üniversite'den aynı dersleri aldığımız bir arkadaşımın şirketiymiş. Kendisiyle şirketin kurumsal kimliği konusunda bir sohbet yaptık, bugüne kadar yaptıkları, aldığı kararlar ve gelecekle ilgili düşünceleri oldukça olumluydu.

Aslında bugün McDonald's gibi bir dev bile aynı hataya (ya da aç gözlülüğe) kapılıyorsa, operasyonlara kıyasla taş devrinde olan yerel işletmelerimiz neden yapmasın diyebilir, işin kolayına kaçabiliriz. Bu kuşakla belki zor ama, benim kuşağım bazı şeyleri değiştirebilecek gibi görünüyor.

9 Ekim 2007 Salı

Hurma Pie



Şu yazı, pek çok insan için hiç bir anlam ifade etmez sanırım.



Ancak bu karede, durum bir anda değişiyor. Yazı olmasa bile M'sinden tanırız onu.



Sevgili dostum Burak gönderdi. Fotoğrafı Dubai'de bizzat benim için çekmiş, sağol diyorum buradan bir kez daha.
Benzer durumu Ukrayna'da Honda için de yaşamıştım, yine aynı durum McDonald's için de geçerliydi zira orada da Kiril alfabesi kullanılıyordu, ancak fotoğrafını çekmeye lüzum görmemiştim. Yazıyı yazarken "keşke çekseydim" diye hayıflanmadım değil.

Aslında Burak'ın da en çok ilgisini çeken şey "Hurma Pie" uygulaması olmuş. "Nasıl sattığını anlatamam" diye özetledi bana durumu. "Burada McTurco ya da benzeri, yerelleştirilen ürünler satmıyorsa" diye düşündüm, "bunun, farklılık yaratmada bir sorun ya da ağız tadını yakalamamakla bir ilgisi var". Şöyle bir düşününce, McTurco dediğimiz ürünün yalnızca köftesi (ne kadar farklı olabilirse) farklı ve ekmeği susamlı. Ancak Hurma Pie için aynı şeyi söyleyemeyeceğim, içerisindeki malzeme tamamen farklı, yerel bir meyve. Güzel fikir.

7 Ağustos 2007 Salı

Büyük seçim Mc Menüsü

"Mc Donald's kapılarını 05'te açacak" haberini gazetede görmüştüm. Ama ilgimi çeken kısmı haberin detayları oldu.

Bizim de her köşe başında büfelerimiz ve cafelerimiz var. Kimisi kendi çapında markalar, ama neden ulusallaşamadıklarını düşünürdüm.
Çünkü menülerine baktığınızda herşey vardır ve bununla övünürler. Daha fazla satmak için daha fazla ürün menüye tıkıştırılır, komplike menüler yaratılır. Aynı şeyi son yıllarda Mc Donald's ta yapıyor ve menülerine tavuk, salata, vejetaryen burgerler, dondurma gibi alakasız kalemler (şimdi de tahıl ürünleri ve meyveler!) ekli
yor. Kendi tabirleriyle menülerini "Super Size" ediyorlar.

Bazı sorularım var, ve cevabı tek;
Mc Donald's'ın uzmanlığı ne? Mc Donald's'ın en iyi yaptığı şey nedir? İnsanlar Mc Donald's'a ne yemeye gider? Mc Donald's denince akla ilk gelen ürün nedir?

-Hamburger ve türevleri (Cheeseburger, Big Mac vs.)

Ben tavuk yemek istediğimde Kentucky'e, pizza istediğimde Pizza Hut'a, dondurma istediğimde Ali Usta'ya giderim. Kahvaltı etmek istediğimde de, simitçilerden birinde çay-poğaça-simit üçlemesiyle kahvaltı edeceğim.


Yeni hammaddenin üretimi ve satın alımı, işlenmesi, dağıtımı, istiflenmesi, servisi derken, maliyetler artıyor. Büyük çoğunluk hamburger için geldiğinden, menüdeki yeni ürünlerin satışı var-yok arası oluyor ve bu yüzden zarar ediliyor.

Mc Donald's bu konuda çok zarar etti, ama halen niye ısrar ediyor? Yalnızca Mc Donald's değil, hemen her restoran zinciri aynı hataya düşmekte. Pizza Hut'ın menüsünde tavuk kanadı görebiliriz örneğin.

Kendilerini sıradan restoranlardan-cafelerden bu denli farklılaştıran ve marka imajlarını uzmanlıklarıyla inşa eden bu şirketlerin, geldikleri noktalarda böyle yanlış atılımlar yapmalarını
hayretle izliyorum.


Hazır konu açılmışken bir de konu dışı hatırlatma yapayım, Cnbc-e'de bu akşam çok
eğlenceli bir belgesel-film var; Super Size Me.
Filmin claim'i "Yemek yeme alışkanlıklarınızı sonsuza dek değiştirecek!". Bu belgesel bende gerçekten etki yarattı, izlemenizi tavsiye ederim.