11 Ekim 2007 Perşembe

İletişim Bakanlığı


Politika hakkında hiç bir yazıya yer vermek istemiyorum blogumda, ancak bu milli mesele olduğundan ve konuyu mesleğimizle bağlayabileceğimden bu seferlik tolerans tanıyorum kendime.

Teröre çok üzücü kayıplar verdik ve Ermeni tasarısı ABD Temsilciler Meclisi adı verilen grup tarafından kabul gördü. Bu gelinen nokta beni derinden etkiliyor, çünkü bir avuç çapulcu'nun bizim gibi güçlü bir ulus ile adeta dalga geçercesine denemelere girişmesini gururuma yediremiyorum.


Gelinen bu noktada, gerçekten iyi bir iletişim şart. Biz bugüne kadar iyi kötü eylemlerde bulunduk, bir çoğu mantık çerçevesinde haklı tutumlar olarak nitelendirilse de, dünya kamuoyuna yansıtılan imajımız bir barbar olduğumuz, soykırım yaptığımız ve Irak'ı işgal edecek olmamız... İletişim bize, -en sonunda- kendimizi ifade etme olanağı sunabilir.

Bugün ABD ayak bastığı her yere kan ve gözyaşı götürürken, bizim gibi, farklı kültürlere ve dinlere son derece toleranslı bir ulusu dahi barbar olarak nitelendirebilecek proganda gücüne nasıl sahip?
İletişim silahı ile.
Elbette onlarla kolaylıkla baş edebiliriz demiyorum, Hollywood gibi bir "kitle imha silahı" ellerinde oldukça dünyanın beynini daha uzun süre yıkamaya devam edecekler gibi görünüyor. Ancak artık birilerinin, bizim başımızdaki kimselere de yol göstermesi, danışmanlık vermesi gerekiyor.

Bugüne kadar hep eylemler üzerinden cevap verdik. Ancak burada artık bizim, fiziksel eylem kadar, zihinsel eylemlere de geçme vaktimiz geldi. Bu eylemlerden kastım elbette ki bir mail yazarak listedeki herkese forward ederek "tatlı su milliyetçiliği" yapmak değil. Çalışmak, çabalamak, farklı olmak;

-Dünyaya politik yoldan ağlamak yerine, ağlayan anneleri, babasız büyüyecek yavruları göster,
-Soykırım kelimesini kullanmadan önce, bunun savaş sırasında yapılan plansız, tamamen tepkisel bir davranış olduğunu, katledilen, cepheye gidemeyecek kadar zayıf ve savaşamayacak kadar savunmasız Türk köylülerinin Ermeniler tarafından nasıl öldürüldüğünü göster,
-Köylerin nasıl ateşe verildiğinden, asırlardır ayakta duran koskoca Ağrı yerleşiminin, Ermeniler tarafından verilen hasarın boyutu nedeniyle nasıl yer değiştirdiğinden, dünyanın orada kaybedilen kültürel mirasından bahset,
-En önemlisi, insanımızın kararlılığını ve sahip olduğu enerjiyi göster.

Bir genç olarak, artık Türkiye deyince "Şiş Kebap", "Rakı", "Kapadokya" kelimelerini duymaktan BIKTIM. Biz bundan daha fazlasıyız, ancak senelerdir pazarlama ve iletişim çalışması adına hep bu ikonların ardına sığındık durduk. Artık bu klişeleri çöpe atmamız lazım. Ya da en azından, biz Türklerin hayatındaki güzellikler olarak hatırlatmalıyız, Türkiye olarak değil.

Bir İletişim Bakanlığı kurulsa da, bu konuda bir adım atılsa, en azından kendi propogandamız ve haklı davalarımızda sonuç almak için kullanılsa diyorum. Türkiye'nin kültürel mozaiği, insan çeşitliliği, hayat tarzları, mitleri ve şehir efsaneleri, gece yaşantısı, mimari yapısı, bölgesel yemek kültürü'nün çeşitliliği. Anlatacak o kadar çok şeyimiz var ki...
Bu aralar en çok ihtiyacımız olan şeyin, zihinsel destek olduğunu düşünüyorum.

1 yorum:

Barış Atasoy dedi ki...

Sevgili Eren;

Bahsettiğin bakanlık, nazi Almanya'sında vardı. Bunun adı iletişim bakanlığı değil, propaganda bakanlığı olur.

Bugün geldiğimiz noktada suç tamamen içişleri ve dışişleri bakanlıklarının. Ayrı bir bakanlığa gerçekten ihtiyacımız yok. Trabzon'da, Malatya'da yaşananları biliyorsun, eğer doğru dürüst bir içişleri baanlığı ve buna bağlı kurumlar olsaydı, bu rezil durumlara düşmezdik. Kendi vatandaşımızı koruyamayan devlet olarak, dışarıda bunları ayrı bir bakanlıkla savunmak etkili olmaz.

Turizm bakanlığı bünyesinde bahsettiğin tanıtım faaliyetlerini kör topal yürüten ayrı bir müsteşarlık var, ayrı bakanlık kurulsa, daha iyi değil daha kötü olur.

Ayrıca inanki yabancılar bizi bizden daha iyi tanıyor. ABD'deki lobilere teslim olmuş olman, tamamen güçsüzlükten. Türklerin ekonomik ve siyasi gücü ABD'de daha fazla olsaydı, ABD bunu zaten kabul etmezdi. Devletler, hakkaniyetle değil, çıkarlarla hareket ederler. Doğrusunu istersen kabul ettikleri şeylerin de bir öenmi yok. Önemli olan bizim kendi halklarımız arasındaki barışı sağlamamız.