4 Kasım 2008 Salı

Yaftalamak demişken...

Sivri iletişimi seviyorum. Tutarlı olanlarını tabi ki.

Yapılan iletişim faaliyetlerinin buzz yaratması ve herkes tarafından konuşulması en büyük beklentidir. Bunun için genellikle iletişim tonu, insanları şaşırtacak denli sertleştirilir ve radikal işler yapılır. Ancak bunu yaparken içeriden veya üçüncü taraflardan sızıntı olmaması gerekir.

Bugün şirketler, ses getiren ancak tutarsız iletişim faaliyetlerinin bedelini yukarıdaki gibi kontra-atak çalışmalarla ödüyorlar.

Bu çalışmanın başarılı bir online WOMM örneği olarak hafızalarımızda kalacağını düşünüyorum.

5 yorum:

Serbay dedi ki...

http://serbay.posterous.com/zaman-yaftalamadan-dusunun

Bu tasarım benimde bugün dikkatimi çekmişti, posterous a koymuştum:)

Cidden süper bir çalışma.

Demekki neymiş bir reklam yaparken geçmişini de düşünmek lazımmış.

Eren Kumcuoğlu dedi ki...

Serbay;
Ajans tarafında olsam "Böyle bir şey söylemek için sicilimiz temiz mi?" diye sorardım.
Müşteri olsam "Böyle bir şey söyleyemeyiz, sicilimiz temiz değil" derdim.

Bir kez daha gördüğümüz üzere, uç noktalarda bulunan ve belli ideolojileri temsil eden kuruluşlar için bu değerlendirme kriterleri hiç bir zaman geçerli değildir.
Tek umursanan ses çıkarmak olunca inanılırlık ya da diğer kampanya rasyonelleri önemini yitiriyor.

bilog dedi ki...

bobiler.örg'ün diline düşülmez :)

zaman reklamı zaçmalatmaca şampiyonşip

Hüseyin dedi ki...

Bu reklamı "sicili temiz" bir STK'nın yapmasını isterdim. Zaman gazetesi dışında gerçekten Türkiye'nin ihtiyacı olan bir şey "yaftalamadan önce düşünmek" Reklamı zaman yaptı polemik oldu o ayrı mesele...

Eren Kumcuoğlu dedi ki...

Hüseyin;
STK yapsa iş hem çok temiz olurdu, hem de toplumsal bir mesaj da iletilirdi. Ancak bir medya grubu yapınca polemik olmaması kaçınılmaz.

Doğan grubu da yapsa, Zaman'da yapsa aynı şey olarak görüyorum. Kaldı ki, sicili temiz olmadığı halde böyle bir iletişim kampanyası yapmış olmaları, savundukları etik değerlerle pek te sıkı fıkı olmadıklarının bir göstergesi diye düşünüyorum.

Buradaki vaka "tutarsızlık" olarak algılanmalı ve (kasti ya da değil) yapılan bu hata üzerine konuşmalıyız bence...